İlerleme Raporu'nda Hükümete En Kötü Karne: ÇEVRE'de
Avrupa Komisyonu, 5 Kasım 2008 tarihinde, Türkiye ile süren uyum ve müzakere sürecinin bir değerlendirmesini yaparak farklı başlıklarda "Türkiye 2008 İlerleme Raporu"nu yayınlamıştır. Son bir yıllık süreçte karşılaştırmalı olarak değişik alanlar itibarı ile Türkiye'nin kat ettiği aşamayı değerlendiren rapor, çevre konusunda Türkiye'nin ilerleme kaydetmek yerine yerinde saydığını tespit ederek, hükümetin çevre alanındaki "performansını " bir kez daha gözler önüne sermiştir.
‘Yoksullar kirlilikten ölüyor’
Hava kirliliğinden çocuk ve yaşlıların daha çok etkilendiğini söyleyen TBMM Çevre Komisyonu Başkanvekili Öztürk: Hava kirliliğinden kaynaklanan ölümlerin yüzde 90’ı fakir ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor
ANKARA -TBMM Çevre Komisyonu Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk, dünyada her yıl hava kirliliğinden üç milyon insanın öldüğünü belirterek, "Hava kirliliğinden kaynaklanan ölümlerin yüzde 90’ı fakir ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor" dedi.
Kadın ve Doğa
İnsanın ilk haritası “erkeğe” ve kadına” göre çizilmiştir ve cinsiyet sistemi doğal değil, tarihsel ve toplumsal bir pratiktir. Doğuştan gelen fizyo-biyolojik kadın ve erkek cinsiyetleri “biyolojik cinsiyet”, kadınlık ve erkeklik rollerinin toplumsal yapı tarafından biçimlendirilmesi ise “toplumsal cinsiyet” olarak ifade edilir. İnsanlık içinde ayırım çizgilerini oluşturan toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf kuramları üzerindeki baskılar, insanın doğadan ayrılma sürecini hızlandırmıştır.
Toplumsal Cinsiyet ve Doğanın Ayrılması
Kent mekânını yeniden örgütlemek
Şimdilerde yeni bir evre başlatılmış bulunuyor. Bazen kentsel dönüşüm, bazen başka adla yürürlüğe konulan düzenlemelerle yoksullar kentten, uzun zamandır yaşadıkları ve kültürlerini yarattıkları mahallelerden sürülüyor. Çevrelerdeki mahallelerden iç şehirlere doğru, buraları mutenalaştırılıyor
Ellilerin sonlarından başlayarak kentler hızla büyüdüler, kent mekânında büyük değişiklikler meydana geldi. Bölünmeler keskinleşti; gelir grupları, etnik gruplar temelinde yeni farklılaşmalar belirdi. Konutların bulunduğu bölgeler değişti, yeni bölgeler oluştu. Sıkışma ve uzaklaşma eşzamanda gerçekleşti. Bir yandan mesafeler azaldı, beri yandan uzaklıklar büyüdü.
Çevresel Duyarlık Bağlamında Davranış Biçimi Olarak “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK”
Sürdürülebilirlik Kavramına Dair Kısa Tarihçe
Ekoloji disiplini bilindiği gibi insanın yaşam ortamıyla ilişkisinin araştırılmasına yönelmektedir. Güncel tartışma alanları oluşturan “çevre”, “ekoloji” ve buna bağlı olarak “sürdürülebilirlik” kavramları, yaklaşımlara ve ideolojilere bağlı olarak farklı biçimlerde yorumlanabilmektedir. Birçok faktöre bağlı olarak gelişen çevre süreci (nüfus artışı, sanayileşme, endüstrileşme, üretim-tüketim biçimleri vb.) bu bağlamda değerlendirildiğinde, farklı bilim alanlarının ve disiplinlerin araştırma alanına girmektedir. Fiziksel faktörlerin yanısıra, üretim-tüketim biçimleri, ekonomik sistemler, yönetim ve siyaset ilişkileri ya da davranış psikolojisi gibi sosyal araştırma alanları da çevre oluşumunda önemli etkenleri oluşturmaktadırlar. Başka bir ifadeyle, doğa karşısında insan tavrını, salt fiziksel sonurgulara bakarak değerlendirmek yeterli değildir; yaşam süreçlerini, düşünce sistemleriyle birlikte irdelemek gerekmektedir.
Yeni sitemizi beğendiniz mi?
Anadolu göçmen kuşlara hasret kaldı
Kuş cenneti Anadolu, son 20 yılda sulak alanların büyük bölümünün kuruması nedeniyle göçmen kuşlara hasret. Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, Anadolu’da Sultan, Akgöl, Hotamış sazlıkları ve Meke, Tuz, Kulu, Bolluk, Tersakan, Beyşehir, Akşehir göllerinde flamingo, karabatak, ak pelikan, alaca balıkçıl, kaşıkçı, yaz ördeği, paspaş patka, dikkuyruk, küçük kerkenez, kılıçgaga, bataklık kırlangıcı, mahmuzlu kızkuşu, küçük sumru, turna, angıt, boz kaz, sukuşu gibi birçok türde kuşun barındığını ve ürediğini, bu alanların kuruması yüzünden kuşların Anadolu’ya küstüğünü söyledi.
Çevrecinin daniskası yine konuştu!
Daha önce kendisini ‘çevrecilerin daniskası’ ilan eden Başbakan Erdoğan şimdi çevrecilikten vazgeçti, 'Çevre eleştirileri ideolojiktir’ dedi.
Asıl bütün krizlerin anası bu
Dünyanın gözü ekonomik krize kilitlense de sonuçları ekonomik krizin etkilerini de aşacak çevre krizi adım adım geliyor. Memeli türlerinin dörtte biri yok olmak üzere!
Denize sıfır maden ocağı!
İZMİR - Aliağa İlçesi’ne bağlı Çakmaklı Köyü'nde mera vasıflı, denize sıfır alana bazalt madeni ruhsatı verildi. Deniz dibinde mıcır tesisleri kurulacağını duyan köy halkı tepki gösterirken, yeni bir çevre mücadelesine girişeceklerini açıkladı.
Aliağa ile Yeni Foça Beldesi sınırında, Nemrut Körfezi'nin Güney ucundaki Çakmaklı Köyü, adını bu yılın içinde Enka'nın Termik Santral Projesiyle duyurmuştu. Deniz kenarındaki köyün hemen girişine termik santral kurmak isteyen Enka şirketi davalık olurken, termik santral arsasına kuş uçuşu 500 metre uzaklıkta, köyün doğal kalmış, deniz kenarındaki tek tepesine de mıcır üretmek üzere ‘Bazalt Madeni İşletme Ruhsatı’ verildi.